Düşük Tansiyon

İnsanların birbirinden çeşitli hastalıkları olduğu hepimizin bildiği bir şey. Dünyanın her yerinde rastlanılan ve artık hayatımızın bir parçası olmuş hastalıklar var. Kimisi yaşa göre, kimisi cinsiyetimize göre, kimisi genetik elverişlilik yüzünden hayatımıza giriyor. Kısacası yaşayan her insan potansiyel bir hasta durumunda. Bu hastalıklardan birisi de tansiyon hastalığı. Daha doğrusu bir hastalık çeşidi diyelim çünkü tansiyon ile ilgili sadece bir hastalık yok. Yüksek tansiyon, hipertansiyon ve düşük tansiyon temel üç tansiyon hastalıklarından. Şimdiden eminim ki bu yazıyı okuyan kişilerden bazıları tansiyon hastasıdır. Sıklıkla çevremizde görebildiğimiz ve belki de sizlerin de sahip olduğu bu tansiyon hastalıklarından bir tanesi olan düşük tansiyon, bugünkü ana konumuz olacak. Beraber düşük tansiyon nedir? Düşük tansiyon belirtileri nelerdir? Ve düşük tansiyona ne iyi gelir? Sorularının cevaplarını göreceğiz.

Düşük Tansiyon Nedir?

Kalbimizin ne işe yaradığını biliyorsunuzdur ama tekrar edelim. Kalp, vücudumuzda bulunan kanı damarlarımıza pompalayarak işlev görür. Kirli ve temiz kanı vücudumuzda dolaştıran kalbimiz, bedenimizdeki en hayati organlardan birisidir. Bu işlemi yaparken pompalanan kan damarlarımızda bir basınca neden olur. Bu basıncın adı da tansiyon olarak geçer. Kalbin tamamı kaslardan ibarettir ve kasılıp gevşeyerek bu dolaşım işlemini sağlamaktadır. Bu süreç, dolaşım sistemimiz sayesinde işlemektedir. Kalp kasılıp gevşediğinde atardamarlara ve ardından da kılcal damarlarımıza yayılır. Sonucunda da bedenimizdeki her yere kan gönderilmiş olur. Kalp damarlara kan gönderirken bir basınç oluşturduğunda, buna yüksek tansiyon adı verilir. Ardından kalp gevşeyip basınç düzeyini düşürdüğünde de düşük tansiyon meydana gelir. Kalp gevşeme işlemindeyken damarlara basınç uygulamadığı için, halihazırda gevşemiş damarlar dolaşımı devam ettirmektedir. Buna rağmen damarlarda az da olsa bir basınç hala bulunmaktadır. Tıpta bu duruma küçük tansiyon adı verilmektedir. Tansiyon sfigmomanometre isimli bir cihaz yardımıyla hesaplanır. Ölçü birimi ise mm Hg cinsindedir. Tansiyon ölçülürken, çevre koşulları çok etkili olduğu için ölçüm hasta bir süre dinlendikten sonra ölçülmelidir. Spor ve yemek yenildikten sonra ölçümler düşük, kahve ve sigara içilmesinin ardından ölçülen değerler ise yüksek çıkabilmektedir. Bundan ötürü ölçüm öncesinde kişinin bu tarz eylemleri yapmamış olması tercih edilir.

Düşük tansiyon kan basıncının ani bir şekilde düşmesiyle oluşan duruma denir. Diğer bir ismi ise hipotansiyon olarak bilinir. Büyük tansiyonunuz eğer 90 mm Hg altındaysa ve küçük tansiyonunuz da 60 mm Hg değerlerinin altında ise bu durum gerçekleşir. Genel olarak bakılınca bir belirti göstermez, tedaviye de gerek duyulmamaktadır. Buna rağmen bu ani tansiyon düşüşleri bazı durumlarda tehlike arz edebilmektedir. Çok fazla terlemek, vücudun susuz kalması, ishal, yetersiz besin tüketimi, alerji, stres, hamilelik, hormonal sorunlar, kalp ve damar rahatsızlıkları, anemi, kan kaybı ve farklı çeşitli nedenler ayrıca da bazı ilaçların yan etkisi nedeniyle hipotansiyon meydana gelebilir. “Düşük tansiyon nedir?” sorusunun cevabı budur.

Genelde 3 farklı şekilde karşımıza çıkan hipotansiyon çeşitleri şöyledir:

Ortostatik Hipotansiyon: Her ne kadar her yaşta görülebilse de, bu hipotansiyon türünün yaşlı ve güçsüz bireylerde görülme sıklığı daha fazladır. Bir anda yapılan ani bedensel hareketler, yatılan yerden aniden kalkmak veya oturduğunuz yerden aniden kalkmak bunlara örnektir. Bu eylemler sonucunda kişide baş dönmesi ve göz kararmaları olabilir. Birkaç saniyeyi geçmeyecek olan bu etki, ilerleyen dönem için sağlık sorunlarına bir işaret olabilir.

Sinirsel Aracılı Hipotansiyon: Uzun süre ayakta durulduğunda ortaya çıkan bu hipotansiyon türü, genel olarak genç ve çocuklarda daha sık görülmektedir. Bayılma, baş dönmesi gibi sonuçlar doğurur.

Şoka Bağlı Hipotansiyon: Zehirlenme, ani travmalar, kan kayıpları şeklinde şok etkisi yaratacak durumlarda kendini gösteren bir hipotansiyon türüdür. Ciddi bir durumdur ve hayati tehlike yaratabilmektedir. Bu durumda acilen doğru müdahaleye ihtiyaç duyulmaktadır.

Düşük Tansiyon Belirtileri Nelerdir?

Genel belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

  • Baş dönmesi ve bayılma
  • Denge kaybı ve sersemlik
  • Gözlerde kararma ve bulanıklık
  • Konsantrasyonda azalma
  • Bulantı ve kusma
  • Ciltte soluklaşma ve soğuma
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Kaygı bozukluğu ve depresyon

Hasta olmayan veya tansiyonu etkileyecek rahatsızlığı olmayan kişilerde genelde bu belirtilere rastlanmaz. Eğer kişi hastaysa ve yukarıdaki belirtilere sahipse, daha da ilerlememesi için hastalık veya düşük tansiyon tedavi edilmelidir. Düşük tansiyon çeşitli nedenlerde ortaya çıkabilmektedir. Verdiğimiz örnekler genel olarak sağlıklı insanlarda ortaya çıkan belirtilere yöneliktir.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, genelde düşük tansiyon belirti göstermeyen bir durumdur. Herhangi bir zamanda tansiyonunuz düşebilmektedir. Yalnız bazı durumlarda düşük tansiyon süreleri uzamaktadır ve müdahale edilmesi gerekir. Böyle durumlar engellenmezse hastaya zarar verebilir. Nedir peki bu durumlar? Düşük tansiyon belirtileri nelerdir? Bu durumlar şu şekildedir:

  • Hamilelik sürecinde besin ihtiyacı gibi ihtiyaçlar artabilir. Bu durumda annede düşük tansiyon görülebilmektedir. Bir belirti ile karşılaşıldığında, önlem alınması bebek ve annenin sağlığı için önem teşkil eder.
  • Kan kaybından bahsetmiştik. Yoğun ve ani kan kayıplarında düşük tansiyon görülmektedir. Böyle durumlarda acil müdahale ve hastaya kan nakli kritik önem taşır.
  • Kalp kapaklarında hasar veya kalp krizi vakalarında düşük tansiyon görülmektedir. Yine aynı şekilde acil müdahale hayat kurtarıcı yere sahiptir.
  • Aşırı sıvı kaybı da düşük tansiyon nedenidir. Kusma ve ishal gibi sağlık sorunları, düşük tansiyona neden olur ve tedavi edilmelidir.
  • Ciddi alerji durumlarında veya zehirlenmelerde de rastlanılan düşük tansiyon, tedaviye ihtiyaç duyar.
  • Sepsis yani zararlı bakteri ve mikropların kana karışması durumunda da düşük tansiyon gözlemlenmektedir.
  • Şeker hastalığı, böbrek üstü bezinde oluşan hastalıklar ve diğer hormonal sorunlar da tansiyonunuzu düşürebilir. Bu koşullarda oluşan hipotansiyon da tedavi edilmelidir.
  • Hipertansiyon yani yüksek tansiyon ilaçları ve diğer çeşitli ilaç türleri de düşük tansiyon nedeni olabilmektedir. Doğru ve dozunda ilaç kullanımı bu durumda önem arz eder.

 

Düşük Tansiyona Ne İyi Gelir?

Düşük tansiyon kolaylıkla kontrol altına alınabilen ve önlenebilen bir hastalıktır. Normal şartlarda herhangi bir hayati tehlikeye neden olmadığı için ufak vakalarda panik yapmamak ve doğru hareket etmek önemlidir. Genel olarak düşük tansiyona ne iyi gelir? Yapabileceğiniz şeyleri ve kendi kendinize alabileceğiniz önlemleri şöyle sıralayabiliriz:

Sağlıklı beslenmek, bütün besinlerden yeterli miktarda ve bol çeşitle almak önemlidir. Bu sadece düşük tansiyon değil, çoğu hastalığın da önüne geçmenize yardımcı olacaktır. Yeterli sebze ve meyve ürünleri tüketmek, vitamin ve mineral alımına dikkat etmek, et, süt, tavuk ve deniz ürünlerini yeterli miktarda almak önemlidir.

Otururken, yatarken veya ayaktayken pozisyon değişikliği yaptığınızda yavaş olmanız gerekir. Vücuda şok etkisi yapacak ve tansiyonunuzu düşürecek hareketlerden uzak durmanız sizi ani hipotansiyon durumundan koruyacaktır.

Kafein önemli bir tansiyon yükseltici besindir lakin doktor kontrolü olmadan da fazla alınması sağlık için sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle dikkatli ve dozunda kullanılmalıdır.

Alkolden uzak durmanız altın kurallardan birisidir. Alkol vücuttaki suyu azaltır ve çeşitli şekillerde bedeninize zarar verir. Bu nedenle bol su içip alkolü hayatınızdan çıkarmanız, size bir taşla iki kuş vurdurtacaktır.

Otururken ve yatarken bir bacağınızı diğerinin üzerine atmak, yüksek bir yastıkta uyumak, konforlu ve doğru bir pozisyon seçmek gibi çeşitli ufak düzenlemeler sizi düşük tansiyon tehlikesinden koruyabilir.

Ayaktayken eğer düşük tansiyon durumuyla karşı karşıyaysanız, bedeninizin alt tarafında kalan kanın kalbe yönlendirilmesi amacıyla egzersiz ve hareketler deneyebilirsiniz. Ani hareketlerden kaçınıp, kan dolaşımınızı yavaşça hızlandıracak hareketler size yardımcı olacaktır.

Karbonhidrat kullanımını azaltmak veya düzenlemek de iyi bir önlemdir. Öğünlerinizde çeşitli karbonhidratlar bulundurmanız ve daha az karbonhidrat tüketmeniz sizin için en iyisi olacaktır. Yemek yerken pirinç, bulgur, patates, mercimek gibi karbonhidratları olabildiğince çeşitli ve az tüketmeniz iyi olacaktır.

Eğer tuz kullanmanız gerekiyor ama tuz tadını sevmiyorsanız. Çeşitli tatlandırıcılar, soslar ve besinlerle tuz ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Buna yemek sosları, baharat karışımları ve sağlıklı atıştırmalıklar örnek verilebilir.

AboutDoç. Dr. Hasan Erdem
1976 Hatay doğumlu olan Dr. Hasan Erdem; 1996 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne girmiş ve 2002 yılında Tıp Doktoru olarak mezun olmuştur. Ardından İstanbul Bezmialem Vakıf Gureba Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ nde ihtisasa başlayıp 2008 yılında Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Click to Hide Advanced Floating Content
Click to Hide Advanced Floating Content
Click to Hide Advanced Floating Content