Gizli Şeker Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Şeker hastalığının başlangıç dönemi olarak nitelendirilen gizli şeker hastalığı engellenebilir bir problemdir. Gizli şekerin engellenebilmesi için bir an önce teşhis edilmelidir. Teşhisin ardından tedavi aşamasına geçilir. Tedavi edilmediği takdirde gizli şeker hastalığı yerini bilinen şeker hastalığına bırakmaktadır. Pre-Diyabet olarak adlandırılan bu hastalığın ülkemizdeki görülme olasılığı her yüz kişide 36 seviyesindedir. Bu da ülkemizdeki her üç kişiden birinin gizli şeker hastalığı olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu sonuçlar araştırmalarla sabitlenmiş olup uzun dönemde tedavi edilmeyen gizli şekerin normal diyabet hastalığına dönüşme olasılığı ise oldukça yüksektir. 

Pre-Diyabet Nedir?

Gizli şeker hastalığındaki bireylerin kan tetkiklerinde yer alan kan şekeri seviyeleri sağlıklı bireylere göre daha yüksek çıkar. Lakin şeker hastalığının teşhis ve tanısının konulabilmesi için gereken seviye kadar da yüksek değildir. Bu da gizli şekerin tanısının konmasını zorlaştırmaktadır. Şeker hastalığının hemen öncesinde görülen bu süreçteki glikoz değerleri Tip 2 şeker hastalığına geçiş evresi olarak tanımlanmaktadır. Bir diğer tanımı ise bozulmuş glikoz regülasyonudur. Gizli şeker hastalarının tanısı konmaz ve tedavi edilmezse en geç 10 yıl içerisinde Tip 2 diyabet tanısına ulaşmaktadır. Gizli şeker her üç kişiden birinde, normal şeker hastalığı ise her yedi kişiden birinde görülmektedir. Gizli şekerin diyabete dönüşmemesi için en kısa sürede tanısı konmalı ve tedbirler alınmalıdır. İlk tedbirler gizli şekerin seviyesine göre yapılır. Şeker seviyesi normal şeker hastalığının düzeylerinden çok düşük ise uygun diyetlerle kontrol altına alınabilir. Daha yüksek oranlarda seyreden pre-diyabet içinse diyet ve ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Gizli şeker hastalığına sahip olan bireylerin insülin kullanmasına ihtiyaç yoktur. 

Gizli Şekerin Önemi Atlanmamalıdır

İnsülin direnci bozukluğu olarak da ifade edilen bu hastalıkta öncelikle tokluk an şekeri ardından da açlık kan şekeri incelenmektedir. Her iki kan şekeri seviyesi incelendiğinde yükseklik olduğu tespit edilirse gizli şekerin tanısı yapılabilir. Diyabete sebep olan gizli şeker beraberinde pek çok riski de getirmektedir. Unutulmamalıdır ki diyabet teşhisi ve tanısı yapılan hastaların %20’sinde organ hasarları meydana gelebilmektedir. Olası riskler sıralamasında; görme bozuklukları, kardiyovasküler risk olasılıkları, kalp krizi risk yüksekliği, böbrek sorunları – böbrek yetmezlikleri de vardır. Gizli şeker hastalığına sahip olan hastaların pek çoğu gizli şekeri olduğunu bilmemekte ve adı geçen bu sorunlardan biriyle karşılaştıkları durumlarda teşhislerini anlayabilmektedirler. Bu sebepledir ki her türlü belirtinin takibi, iyi analizi gerekmektedir. Belirtileri taşıdığını düşünen bireylerin hızla hekimlerine başvurması elzemdir. Aksi takdirde gizli şeker bilinen normal diyabet hastalığına dönüşecektir. 

Gizli Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Pre-Diyabet olarak da bilinen gizli şekerin pek çok belirtisi vardır. Lakin bu belirtilere göre teşhis yapmak oldukça zordur. Sıkı takip edilmelidir. Belirtiler pek çok insanda zaman zaman ortaya çıkabilen basit sorunlardandır. Lakin basit olarak görünen bu belirtiler göz ardı edilirse diyabet hastalığına dönüşebilmektedir. Pre-diyabetin temelde net bir belirtisi yoktur. Belirtiler tek seferlik ya da kısa dönemler şeklinde ise teşhisinin yapılması neredeyse imkansızdır. Bununla beraber aşağıda sıralanan belirtilerden birini, birden fazlasını ya da hepsini taşıdığınızı düşünüyorsanız ve bu belirtiler birkaç günden daha fazla sürüyorsa kesinlikle hekiminize başvurmalısınız. Şeker hastalığının en yaygın ve en net belirtilerinden olan; sık sık idrara çıkma isteği, sık sık ve bol su içme isteği, ağızda yaşanan kuruluklar maalesef gizli şeker hastalığında yaygın değildir. Bu da gizli şekerin tanısını zorlaştıran nedenlerdendir.

Gizli şeker hastalığının belirtileri oldukça fazladır ve en yaygın olanları yani teşhisi kolaylaştırmada üstünlük sağlayacak olasılıkları aşağıda ifade edilmiştir;

  1. Tatlı krizlerinde artış yaşanması
  2. Açlık hissinin sık olması, açlık ataklarının yaşanması
  3. Hamilelik süreçlerinde kan şekeri seviyelerinin normal seyrinde olmaması
  4. Diyet yapılmadığı halde hızlı zayıflama olması
  5. Çok yemek tüketilmediği halde hızlı kilo alma
  6. Şeker seviyelerinde düşüş yaşanması
  7. Gündüzleri ortaya çıkan ve sıklaşan uyku hali, uyuklama
  8. Görme problemleri, görmede yaşanan bulanıklık
  9. Terleme seviyelerinde artış yaşanması, geceleri tüm vücudun ya da sadece baş kısmının terlemesi
  10. Kuvvetsizlik, takatsizlik, halsizlik, durgunluk
  11. Uyuma süresi normal olsa da sabahları uyanmada yaşanan güçlükler
  12. Psikolojik rahatsızlıkları olmasa da psikolojide yaşanan değişiklikler
  13. Sık sık huzursuzlanma, sıkıntılı olma hali
  14. Aniden parlama, aniden öfkelenme, aniden sinirlenme
  15. Normalden daha kolay – daha hızlı depresyon süreçlerine girme
  16. Sık sık susama
  17. Birinci derece yakınlarında diyabet hastalığının olması

Gizli Şeker Hastalığının Risk Faktörleri

Pre-Diyabetin risk faktörlerinin ilkinde ve en büyük etken olarak karşımıza çıkan sorun genetik geçişli problemlerdir. Özetle birinci derece yakınlarında yer alan diyabet hastalığıdır. Örneğin annesinde, babasında ya da kardeşlerinden birinde var olan diyabet hastalığı o bireyin gizli şeker ve ardından şeker hastalığı olma olasılığını yükselten temel faktördür. İkinci ve üçüncü derece yakınlarındaki diyabet hastalıkları da risk faktörü olarak anılır. Ancak ikinci – üçüncü derece yakın akrabalardaki diyabet hastalığı birinci derecede olduğu kadar yüksek risk içermez. Gizli şeker için bir diğer risk faktörü de hipertansiyon problemleridir. Bireyde hipertansiyon hastalığı varsa gizli şeker olma olasılığı da doğrudan etkilenebilir. Ayrıca hareket kısıtlılığı, fazla kilo, dengesiz beslenme de diğer riskler arasında yer almaktadır. Bu alanda yazdığımız risk faktörlerinden en az birine sahip olan bireyler düzenli aralıklarla şeker takibini gerçekleştirmelidirler. Bu takibinin yılda en az bir defa yapılması önerilmektedir. 

Gizli Şeker Engellenebilir mi?

Diyabet hastalığının ilk ve tek evresi olan gizli şeker hastalığı engellenebilir bir hastalıktır. Pre-Diyabet olarak bilinen bu hastalığın engellenebilmesi için erken teşhis yapılmalıdır. Teşhis ve tanı ne kadar gecikirse engellenebilmesi de o denli zorlaşacaktır. Pek çok gizli şeker hastası, hastalığının teşhisi yapılmadan dolayısıyla tedavisi de gerçekleştirilmeden devam ederse en geç 10 yıl içerisinde gizli şekeri normal şeker hastalığına dönüşür. Bazı bireylerde bu süreç çok daha erken ya da kısmen biraz daha uzun seyredebilir. Sürenin kısalmasında da pek çok faktör vardır. Örneğin dengesiz beslenen, kilo alan, kilolu olan, kilolu olmaya devam eden, hareketsiz bir yaşam süren, tansiyon sorunları olan bireylerin yaşadığı gizli şeker hastalığı çok daha kısa zaman diliminde şeker hastalığına dönüşebilir. 

Gizli şekerin engellenebilmesi ilk yapılması gereken hastanın yaş, boy, sağlık durumu ve genel kilosu baz alınarak normal kiloya düşmesini sağlamaktır. Bunun için ve buna ek olarak da uygun diyetlerle beslenmesi desteklenmelidir. Egzersiz yapmak, dengeli beslenmek gizli şekerin engellenebilmesi için hayati öneme sahiptir. Şeker hastalığının başlangıç noktası pankreastır. Pankreasın salgıladığı insülin salgılarında yaşanan dalgalanmalar, değişimler ve bozulmalar gizli şekeri ve ardından da şeker hastalığını başlatır. Buna sebep olan en belirgin faktörlerde vücudun aşırı yağlı olması ve yağlanmadan kaynaklanan toksin artışlarıdır. Araştırmalara göre gizli şeker hastalığı teşhis edildikten sonra yapılan ön çalışmalarla yani dengeli beslenme, diyetli beslenme, hareketli yaşamla insülin bozulmalarındaki seviyeler %58 oranında geriletilebilmektedir. Buna ek uygulanan ilaç tedavileriyle de %27 seviyesinde düzelme elde edilebilmektedir. 

Kaynakça:

https://www.scripps.org/news_items/4260-hidden-symptoms-of-type-2-diabetes

AboutDoç. Dr. Hasan Erdem
1976 Hatay doğumlu olan Dr. Hasan Erdem; 1996 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne girmiş ve 2002 yılında Tıp Doktoru olarak mezun olmuştur. Ardından İstanbul Bezmialem Vakıf Gureba Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ nde ihtisasa başlayıp 2008 yılında Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Click to Hide Advanced Floating Content
Click to Hide Advanced Floating Content
Click to Hide Advanced Floating Content